Yazılar

Düşümde Mustafa Kemal
Okumayı-yazmayı yeni öğrendiğim yıllar yıldızlı pekiyilerimi sevinçle herkese gösterdiğim günler…ve sınıfta kara tahtamızın üstünden beni izleyen bir çift mavi göz,sürekli beni takip ediyor bana gülümsüyor.Bizler daha minicikken,okulun her köşesinde gördüğüm ve adından herkesin sevgi,saygı,gurur,minnet duygularıyla bahsi geçen bu adam,rüyama girmişti.O hiç unutmadığım gerçek ve düş arasında kaldığım rüya…
O dönemin fotoğraflarında hep siyah beyaz gördüğüm Mustafa Kemal bu defa aynı fotoğraftaki gibiydi ama hareketliydi orada,konuşuyordu,elimden tutmuştu…Bana kara tahtanın başında harfleri öğretiyordu.Etrafımızda biraz kalabalıktı;-hani o fotoğraf var ya yeni harflerin kabulü ile ilgili – o fotoğrafı koyar kitaplar genelde aynı oradaki gibi…
Ben ise şaşkınım, o ise o unutulmaz gülüşüyle zihnimde darmadağınık minik elimi tutuyor ve benim ona söyleyemediğim yüzlerce söz…
Sevgi ve korku arasında arasın da gidip geliyordum o an Hiç uyanmak istemediğim bir rüyaydı o,çünkü söyleyeceklerim vardı.Bir süre kendime gelemedim.O kadar sahici bir rüyaydı ki çocukluk halimle sevinirdim ‘Ben Atatürk’ü gördüm’ derdim.Neleri mi söyleyemedim?orda ilk hatırladığım
Şu benim birinci sınıf öğretmenimi sevmiyordum ve birazda korkarak diyecektim ki:’ Sen benim öğretmenim ol’ diyecektim. O rüyada söyleyemediğim bu var sadece hatırımda ama şimdi büyüdüm.
Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiğin bir Türk genciyim artık.Senin izinden giden,yolunu şaşırmayan,bu yolda bıraktıklarına sahip çıkan ve daima ileriye gitmeye kararlı olan ben,şimdi de söyleyemediklerimi söylemeye çalışacağım.Yani kendimi eleştirip benim gibileri biraz şikayet edeceğim.’ Çalışmadan ,yorulmadan,öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler,evvela haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar’. Demiştiniz ve maalesef bizler her zaman yorgunuz çalışmadan yoruluyoruz,uykuyu seviyoruz ve ondan sonra mutlu olmayı istiyoruz. Kitap okuma özürlü bir toplum olduk.öğrenmeyi öğrenemeyen insanlarız.Yine bir konuşmanızda ‘ Hakikati konuşmaktan korkmayınız ‘ demiştiniz.Ama şimdilerde konuşanları susturuyorlar,bastırıyorlar seslerini yani korkutuyorlar.
Şu an bu yazıyı yazarken çok dikkatli cümleler kurduğum gibi hakikatleri yine eksik söyledim Ama hiçbir şey bitmedi ve damarlarımızdaki kanda muhtaç olduğumuz her şey var Ne mutlu Türküm diyene! Yazan: S.I.


Tarih bilmem kaç…
Çalıştığım firmaya doğalgaz almak için geldiğim metroda gaz sırasında karşılaştık. Aslında kişi yüzlerini çok çabuk unuturum, kolay kolay yüzlerine bakmam ve bu yüzden tanımam. Aradan kaç yıl geçmişti yedi ya da sekiz yıl. Zaman zaman düşündüm eski kız arkadaşımın sevgilisi, aradan geçen bunca zaman hayatıma yeniden dâhil etmenin gereği var mı ya da ne gereği var. Tanışmamız 96 yılına dayanıyor. Ailem kadar yakın gördüğüm canım dediğim ortaokuldan beri süre gelen arkadaşımın sevgilisi nişanlısı olarak tanıdığım şahıs. O zamanlar bir şey düşünemiyormuşum demek ne hissettiğimi hatırlamıyorum seninle ilgili ne düşündüğümü sadece şahsın birlikte olduğu kişi. Hayatımda keşkeler olmasın diye çok mücadele verdim. Halada sürdürüyorum. Ama herkeste olduğu gibi benimde keşkelerim var. Bunlardan biri keşke sizleri hiç tanımamış olsaydım. Ama bulunduğum çevre, konum, yaşam standartları, kültürel düzey vesaire… O koşullar ve şartları düşününce ve şu an bulunduğum konuma bakınca vaybe diyorum ve kendimle gurur duyuyorum. Bunu hak ediyorum.2000 yılında malum şâhısa artık seni görmek istemiyorum. Arkadaşlığımızı bitiriyorum demekle ne doğru bir karar vermişim. Kural bir yanlış hatunlardan uzak dur. Evet, artık bunu becerebiliyorum karakter sahibi olmayan hatunlardan uzak duruyorum. Ama ne yazık ki erkekler konusunda hala yanlış tercihler yapabiliyorum yaşantıma uzun süredir birini dâhil etmemem ve bundan sonra isteyip de edememem bundan kaynaklanıyor olsa gerek. Neyse işte malum şahısla arkadaşlığımız bitince doğal olarak sende bittin çünkü o olduğu için sen vardın. Detaylara girip burada senin canını sıkmak istemiyorum. Ama ilerde yazacağım bir kitapta yer alma ihtimali yüksek. Aslında senin hayatında kötülerden biride ben olmalıyım. Bir insanın seni aldatmasına göz yumdum. Ama sen kimdin ki benim için malum şahıs önemliydi. Ve sizler çok geniş insanlardınız. O zamanları düşündüğümde ne saf bir yüreğim varmış. Bir kadın parmağında oynattı bizi resmen. Çevirdiği entrikalar. Kıçı yere yakın olandan her zaman korkacaksın diye atalar boşa söylememiş, bazen de onun açısından düşünmeye çalışıyorum onu bu hale ne getirdi. Belki de sen getirdin. Yeterince sahip çıkmadın. Ve çok tuhaf bir adamdın genişlik o zamanlarda vardı. Sen sevdiğin insanın en yakın arkadaşına bile sarkıntılık yapan bir tipsin. Bana yaptığın sarkıntılıktan bahsediyorum. Benden özür dilendiğinde affettim. Hatalı davranışlarımdan biri daha tekrar sizlerle görüşmeyecektim. Şu anki güvensizliğim kendime dışardan duvarlar örmemin yegâne sebeplerin içinde de o zamanlar yaşananlar oldukça etkili. Biraz kin duymak hakkım diye düşünüyorum, buna rağmen Kızgınlıklarım çabuk geçiyor. Seninle ilgili hiçbir düşüncem olmadı, gaz sırasında karşılaştık diyordum. O günden sonra seninle tekrar buluşmak için randevulaşmam neden? Her zaman ileriye bakmak isterim ve bunu da yapıyorum ama geçmişi, yaşanmışlıkları bana kaybettirdiklerini ve kazandırdığı pek bir şey yok ama onları olduğu yerde bırakamıyorum madem öyle gelsinler bakalım benimle. Neden diyordum. Merak bir yedi sekiz yıl içinde kime ne oldu ne yaptı ve benim yaptıklarım. Vakıfta kapasitemi eleştiren insanların ne olduğu ve benim ne aşamada olduğumu görmek bir bakıma kendimi tatmin etmek. Gaz sırasında karşılaşmamızdan sonra ikinci görüşmemin tek nedeni budur. Sen anlattın ben dinledim sen anlattın ben dinledim. Kötü yaşanmışlıklar acı tecrübeler gerçekten iyi bir roman olabilecek kapasitede. Hayat mı kader mi tesadüf mü dersin ne dersin bilmiyorum ama seninle görüşmeden bir dokuz ay önce malum hatunun seni aldattığı şahısla konuştum. Ondanda dinledim olanları bitenleri. Detaylar detaylar... Öğrendiğim şeyler beni biraz şok etti bu yüzden senin anlattıkların fazla bir etki yapmadı. Ne hatunmuş diyebiliyorum. Ama niye böyleydi o zamanlar kendime bile faydam yoktu ki o insanı yönlendirebileyim ya da yaşantısını düzene sokması için çaba sarf edeyim. Özünde o da iyi bir insandı. Sizin aranızda yaşanan duyguya aşk sevgi demek istemiyorum diyemiyorum çünkü aşk ve sevginin olduğu yerde bu kadar entrika iğrençlik olmaz diyorum olmamalı. O malum zatla bir süreden sonra görüşmeyi kestim. Çünkü konuşmalarından anladığım kadarıyla niyeti bozmaya başlamıştı. Nasıl bu kadar alçalabiliyorsunuz nasılda iğrençleşiyorsunuz genel olarak erkek milleti için bu sözlerim, bir geçmiş var ve ben bunun bir parçasıyım eski de olsa sevdiğim dediği insanın arkadaşıyım. Benimle ilgili besleyeceği sevgi sadece arkadaşça olabilir. Bak bu olaydan sana bahsetmedim. Lüzumsuz bir insandı, görüşmeye değer bulmadım ve sildim. Seni yazmamı istedin. Yaşadıklarını anlattığında senin için üzüldüm. Peki, yaşadıklarını hak etmiş miydin bazen seçimlerimizin sonucunda ödediğimiz bedeller çok ta ucuz olmuyor bize pahalıya mal oluyor değil mi, yaşam koşullar en iyi insanı bile çileden çıkartabiliyor, katil bile olabilirsin. Hayatta her şey insan için. Özünde sen de iyi bir insansın bende. Sana farklı bir şekilde yaklaşmam imkânsız. Sen geçmişten ibaretsin. Bunun dışında seninle sohbet etmek güzel çevremde adamakıllı konuşabileceğim insan sayısı 2 ya da üç kişiyi geçmediği için. Kaç yaşına gelmişsin bu kadar süre içinde ne yaptın. Birine hiç yardım ettin mi. Ramazan ayında ihtiyacı olan birine ramazan paketi aldın mı ya da kurban kesip insanlara dağıttındı bu tarz şeyler benim için inanılmaz bir önem taşıyor. Seni bildim bileli borç ödüyorsun. Birikim olarak maddi ve manevi anlamda neyin var. Maddiyi sormuyorum bak manevi anlamı da soruyorum. Bunlar benim sana özeleştirimdir. Hayat senin. Bunun dışında iyi bir dinleyicisin, iyi bir arkadaş doğallığını, rahatlığını seviyorum ki seninle her konuda rahatlıkla konuşabiliyorum duygusal anlamda ne öncesinde düşündüm, ne şimdi düşünebilirim nede sonra. Beni anladığını düşünmek istiyorum. Bir arkadaş tavsiyesi kendine mütevazı bir aile kur. Geçmişini bilmeyen bir insanla onları çok sev ve sahip çık. Geçmişin intikamını ancak bu şekilde alabilirsin alabiliriz diye düşünüyorum güzel yarınlar kurgulayarak öyle olması için çaba sarf ederek mutlu olarak. Geçmişten intikam almak güzel bir cümle. Konuşmak istediğimde beni dinlediğin için teşekkür ederim. Bazen çok kaba hareketler sergileyebiliyorsun, masada bir şeyler içtikten sonra geğirmek gibi bu senin doğallığın diyoruz. Burada bir kahkaha attım. Yaşadığım tecrübeler beni mükemmeliyetçi yaptıysa bu benim suçum olmamalı. İnsanlardan nefret etmememin tek nedenini sana söyleyeyim kendimden nefret edememem. Yoksa birçok iğrençliklerle yüz yüze gelip tek başına göğüs germek yıkılmamak ve hala umut dolu olmak kahkahalar atabilmek, gülümsemek büyük bir başarı. Dedin ya etrafında var ama sen görmüyorsun. Etrafımda kimse yok. Ama yüreğimde biri var. Evet, yüreğimdeki kişi bu dediğim ama sonra değilmiş yanıldım dediğim kişiler oldu. Yanılgılar beni çok üzmüş olsa da güzel anları yabana atamam. Yüreğimdeki insanı bekliyorum. Belki de hiç gelmeyecek olanı bekliyorum. Beklerken hayatı kendime zehir etmek yerine yaşamdan keyif almanın yollarını buluyorum vazgeçmiyorum. Her rengi hayatıma dâhil ediyorum. Ve kendim için yarattığım bir hayali bekliyorum. Bir gün karşıma çıkmayacağı ne malum hayat sürprizlerle dolu. Bir arkadaşım hayaletlerle uğraşma demiş olsa da, boş anlamsız, çirkin yüreğe sahip, riyakâr birileriyle uğraşmaktansa bir hayali severim, herkesin mükemmeli kendine göredir bende kendi mükemmelimi istiyorum. Benim için uğraşma yüreğimi kazanamazsın. Ama arkadaşlığımı kazandın bunun kıymetini bilirsen ne ala. İyi bir arkadaş iyi bir aile dostu olabilirim. Benim için uğraşma desem de bana şu konuştuğumuz işi ayarlamak için uğraşabilirsin diyor ve gülüyorum. Her şey gönlünce olsun.Yazan: SBL


Eylül ve ayrılık 
Ayrıkların ve hüznün mevsimidir Sonbahar. En acı ayrılıklar ve katmerli hüzünler bu mevsimde yaşanır. İlişkilerin sona ermesi ve ayrılıkların Eylül’e denk getirilmesi yazın bitişine benzer. Eylül ayındayız yani hüzünler ve ayrılıklar ayında… Sıra şimdi bende… Bu defa ben yaşıyorum içimdeki yaprak dökümünün acısını. Yüreğim acıyor. Baharın yeşerttiği, Yazın güzelleştirdiği ve Sonbaharın soluklaştırdığı duygulardan soyunuyorum sanki. Kim bilir belki de içimi acıtan yaşadıklarımızın güzelliğidir.Hayatımızın bir gün son bulacağı, doğanın mutlak bir gerçeği olsa da yine dört elle hayata sarılmak insana ait bir özellik olsa gerek. Ölüm gerçeğini bilerek yaşama sarılmak, ayrılıklara göğüs germek ve hüznü, acıyı yere çalmak! Ne müthiş bir duygudur; yeniden doğar gibi yeni başlangıçlar yapabilmek! “Her başlangıcın bir bitişi vardır” sözündeki uyarıyı hiçe sayarak yapabilmeliyiz bunu. Nice aşklar ve sevdalar da son bulmaktan kurtulamamıştır. Mecnun Leyla’sına kavuşunca Leyla’yı istememiş. Leyla’sını o kadar çok sevmiş ki bir İlah haline getirmiş ve ona tapmaya başlamış. Ulaşınca büyü bozulmuş ve İlah ölmüş. Aile ve toplum baskısının kıskacında bulunan genç kızların ürkek olur aşkları da sevgileri de… Üzerlerine bindirilen “namus” yüküyle ve bastırılan duygularıyla gerçek sevgiyi arar ve özlerler. Erkek cinsinin kadınların kâbusu olduğu bir toplumda yaşamak, sevmek ve ayrılmak ne zor olur bir bilseniz. Biz kadınları bu kadar güçsüz ve duygusal kılan nedir acaba? Toplumun yarattığı bir anlayış olan “kadın korunmaya muhtaçtır” yaklaşımı mı? Güzellikler kolay kazanılmıyor ama çok kolay kaybedilebiliyor. Gerçek anlamda sevgiyi yaşamak ve kaybetmek de bundan biri değil mi? Sonra kaybetmelere alışmıyor mu insan? En çok kaybeden de kadın cinsi olmuyor mu? Şimdi hatırlamıyorum kim söylemiş. “ilk insanı geride bırakana kadardır her şey, sonra insan duyarsızlaşır” sözü ne kadar doğru ve yerinde değil mi? Sonuç olarak hayatta insanın başına her şey gelebilir. Güçlü bir rüzgâr bizi çamura atsa bile silkinmeyi bilmeliyiz. Eylül ayrılıklarına direnmeliyiz. Yeniden doğmak ve yeniden var olmak gibi. Vahşi bir şekilde üzerimize gelseler bile biz de gerektiği zaman dişlerimizi göstermesini bilmeliyiz. Canımız acır ama acıtırız da…Yazan: SBL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder